Vidar">

2008 mortgage - küresel krizi

2008 Mortgage Küresel Krizi

   Olumlu ve olumsuz yönleriyle eleştirilere tutulan "küreselleşme" sonrasında yaşanan en büyük krizden bahsedeceğiz bu yazımızda. Belki de çoğu kişi o dönemleri hatırlayacak ve gördüğü haberleri anımsayacaktır. Peki en basitinden bu krizin, 2008 Küresel Krizi’nin sebepleri nelerdi ve özellikle krizin anavatanı olarak görülebilecek ABD bu krizi nasıl atlattı? Gelin birlikte bakalım.

 

Başlangıçta altından kalkılabilecek gibi görünen minik bir finans krizi olan bu kriz, zamanla tüm dünyayı etkileyen bir küresel ekonomik kriz halini aldı. Başka adlandırmalarla da karşılaşılsa da bu krizin gerek Asya da gerekse Avrupa’daki etkisi sebebiyle küresel kriz olarak adlandırılması daha kabul edilir oldu.

kapak2008

“IMF’in verdiği isim “Büyük Resesyon” olsa da dünya genelinde kabul edilen adlandırma küresel krizdir. Aslında daha önce de değinildiği gibi bütün dünyayı kapsayan ilk kriz olması sebebiyle küresel kriz olarak adlandırılması en doğrusu olacaktır.” (Eğilmez, 2019, s. 51)

Dünyayı böylesine etkileyen küresel krizin sebebi neydi peki? Gelin Mahfi Eğilmez’in anlatısına bakıp sonrasında yorum yapalım.

“ABD’deki mortgage (ev kredisi, borç karşılığı evleri ipotek ettirmek) piyasası yaklaşık 10 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış ve bu haliyle dünyanın en büyük piyasası olmuştu. Başlangıçta kredilerin büyük ağırlığı yüksek kaliteli (birinci kalite, ekonomik durumu yeterli) müşterilere verilen kredilerden oluşuyordu. Zaman içerisinde krediler daha düşük kaliteli müşterilere de verilmeye başladı. (Kalite altı, ekonomik durumu yetersiz) …  ABD’de faizler geçmişte son derece düşük düzeyde olduğundan özellikle kalite altı yani yetersiz sınıf bu kredilerinde oldukça değişken faizler tercih etmişlerdi. Fed’in son dönemde faizleri peş peşe arttırmasına konut fiyatlarındaki düşüşün eşlik etmeye başlaması bu kişilerin aldıkları kredileri geri ödeyememe sorunuyla karşılaşmasına yol açtı.” (Eğilmez, 2019, s. 74)

2008 yılındaki bu büyük çaplı krizin altındaki sebep, piyasanın büyümesine kendini kaptırmış ve resmen yoldan geçen herkese değişken faizlerle ödeyemeyeceği krediler veren bankalardı aslında. Kriz ilk sinyallerini 2006 yılında vermişti ve birkaç banka ve şirket ekonomik olarak toparlanma amacıyla devletten yardım almıştı. Ancak iş 2008 yılında öyle bir boyuta ulaştı ki, öncesinde yardım paketleriyle krizi önleyen ABD hükümeti ve Fed, 2008 yılında birçok alım-satım işleminin buluştuğu uzun soluklu “Lehman Brothers” isimli bankayı kurtaramayacağını açıkladı. Bu, bankadan alacağı olan birçok firma ve kuruluş için tehlike sinyallerinin en net alındığı gelişmelerden biri oldu. Alacaklı olan tüm bankalarda müthiş zararlar ortaya çıktı.

lehmanbrothers2

ABD, tarihinin en büyük cari açığını bu kriz sürecinde verdi ve ekonomik geçinimi sağlamak amacıyla en başta geçici bir önlem aldı. Bunu da yine Mahfi Eğilmez’in kaleminden inceleyelim;

ABD’de sistem kabaca şöyle işliyordu; şirketler sermayelerini, teknolojilerini alıp Çin’e gidiyor, orada yatırım yapıp, ucuz Çinli emeğiyle üretime başlıyor, ürettiklerini ağırlıkla ABD ve Avrupa pazarlarına satıyor, oradan elde edilen kazançları da ABD hazine tahvillerine yatırıyorlardı. ABD’nin cari açığını önemli ölçüde Çinli emeği finanse etmiş oluyordu.” (Eğilmez, 2019, s. 75)

Tüm ekonomik krizler sonrasında yaşandığı gibi bilinen ve geçici çözümler sağlayacak çözümler tercih ediliyordu ancak Fed en azından düzenli ve sürdürülebilir kalkınma amacıyla yıllar içerisinde kendini geliştiren planlar belirledi ve bunlarla amacı ülkeyi kriz havasından çıkartmak ve işsizliği en az seviyeye indirmekti. Zira ülkede krizle aynı dönemde petrol ve gıda fiyatlarında da bir artış gözlemlenmişti ve bu vatandaşlarda olukça olumsuz bir hava oluşturmuştu. Nitekim bu adım adım ilerleyen planlar başarılı oldu ve ABD düzenli bir biçimde uzun vadeli net zararlar almadan krizden çıkabildi.

mortgage2

 Biz bu krizin sebebine çok rahatça krediler verilmesi dedik fakat tabi ki de krizi tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Özellikle bankacılık konusunda var olan kuralların denetlenmemesi ve bu kuralların doğru bir biçimde uygulanmaması, yeni kapsamlı kuralların da getirilmemiş olması yine bu krizin sebeplerinden gösterilmesi gereken önemli bir konudur. Aslında Türkiye’nin krizden az etkilendiği fikri tam olarak bu sebebin altında yatıyor.

“Türkiye, 1980’lerde girdiği arz yönlü ekonomi yaklaşımının yol açtığı 2001 krizinden sonra IMF destekli bir programla bankacılık ve kamu mali disiplini alanındaki birçok düzenlemeyi oldukça ileri sayılacak bir düzeyde tamamladı.” (Eğilmez, 2019, s. 77)

İşte bu düzenlemeler sayesinde Türkiye, bankacılık sektöründe sağladığı disiplin ve kurallar bütünü içerisinde krizi direkt etki ile geçirmekten kurtuldu. Ancak hiç etkilenmedi demek doğru olmaz. Çünkü bu krizin özellikle gelişmekte olan ülkeler için de önemli dezavantajlar oluşturduğu görülüyor.

“Gelişmiş ülkelerde büyümenin düşmesi, talebin de gerilemesine yol açınca gelişme yolundaki ülkelerden yapılan ithalatta azalmalar yaşandı. Bu gelişme yolundaki ülkelerin dış ticaret gelirlerinin düşmesine ve dolayısıyla büyüme hızlarının gerilemesine yol açtı.” (Eğilmez, 2019, s. 76)

Krizin özellikle ABD ayağı bu şekildeydi. Krizin devamında özellikle Avrupa’da yaşanan sıkıntılar ve beraberinde getirdiği sonuçlar ile ilgili detaylı yazımız haftaya Cuma günü sizlerle buluşacak. Beklemede kalın :)

lehmanbrothers

 

Kaynakça

Eğilmez, M. (2019). Değişim Sürecinde Türkiye. Remzi Kitabevi.

  • Gösterim: 1605